Son yıllarda popülerleşen beslenme biçimlerinden bir tanesi olan ketojenik diyet önceleri, başta epilepsi olmak üzere bazı hastalıkların tedavisini destekleme amacıyla uygulanırken şimdilerde zayıflama amacıyla da uygulanmaya başlamıştır.

Adını, yağ metabolizmasının son ürünleri olan keton cisimciklerinden alan ketojenik diyet, günlük alınan enerjinin en az %60’ı yağ kaynaklarından gelecek şekilde planlanan, karbonhidrat alımını oldukça düşürerek vücudu ketozis isimli metabolik duruma sokmayı amaçlayan, ancak uzman kontrolünde ve tedavi amaçlı kullanıldığında olumlu etkileri olan bir beslenme modelidir.

 Yüksek yağ içeriği, düşük karbonhidrat ve protein içeriği nedeniyle bu diyetlerin uygulanması zor olup uzun süre devam ettirilmesi hem zorlayıcı hem de sağlık açısından riskli olabilmektedir. Özellikle karbonhidratlar konusunda oldukça katı olan bu beslenme tarzında ekmek, tahıllar, undan üretilen her türlü besin ve şeker gibi karbonhidrat kaynakları katı yasaklar arasındadır.

Ketojenik diyetlerin zayıflama amacıyla tercih edilmeye başlaması, geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde popülerleşmesine bağlı olarak ortaya çıkmış ve ketojenik beslenmenin zayıflama ve sağlık üzerindeki etkileri pek çok araştırmaya konu olmuştur. Sağlık yönünden oluşturduğu riskler nedeniyle bu diyetin zayıflama amacıyla tercih edilmesinin güvenilir olup olmadığı hakkında henüz kanıtlanmış sonuçlara ulaşılamamıştır. Bu nedenle ketojenik diyet, mutlaka bir uzaman  tarafından önerildiği durumlarda, sağlık kontrollerinin sürekli ve düzenli olarak yaptırılması şartı ile kısa süreli olarak uygulanmalıdır.

Ketozis nedir?

Ketojenik diyet adındaki “keto”, bu diyetin vücutta “keton” adı verilen küçük enerji molekülleri üretimini sağlamasından gelir. Ketonlar, kan şekeri yani glikozun az olduğu zamanlarda kullanılan alternatif bir enerji kaynağıdır.

Ketonlar, çok az karbonhidrat tüketildiğinde ya da az miktarlarda protein alındığında; karaciğerlerde yağ kullanılarak üretilir. Sonrasında beyin de dahil olmak üzere vücudun tüm organları için enerji kaynağı olarak kullanılır.

Vücudun keton ürettiği moda, ketozis denmektedir. Ketozis moduna geçmenin en hızlı yöntemi fasting de denilen oruç tutmaktır; yani hiçbir şey yememek. Ne var ki sonsuza kadar aç kalmanız da mümkün değildir.

Ketojenik diyetin faydaları nelerdir?

Ketojenik diyet esasında epilepsi gibi nörolojik hastalıkların tedavisi için bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte sonradan ketojenik diyetin özellikle metabolik, nörolojik veya insülinle ilişkili hastalıklarda birçok sağlık yararı sağlayabileceğine dair sonuçlar veren çeşitli araştırmalar gerçekleştirilmiştir. 

Ketojenik diyet, doğru tarzda uygulandığında sağlıklı bir şekilde kilo vermeye ve çeşitli tıbbi sorunlar ile hastalıklar için risk faktörlerini en aza indirmeye yardımcı olabilir.

Ketojenik diyet, vücut yağı, HDL kolesterol seviyeleri, kan basıncı ve kan şekeri gibi kalp hastalıklarını ortaya çıkarabilen risk faktörlerini iyileştirebilir.

Ayrıca keto diyetinin Alzheimer hastalığının semptomlarını azaltabildiği ve ilerlemesini yavaşlatabildiği gözlemlenmiştir. 

Bunlara ek olarak parkinson hastalığının semptomlarının hafifletilmesine, polikistik over sendromunda önemli bir rol oynayabilen insülin seviyelerini azaltmaya yardımcı olduğuna ve düşük insülin seviyelerinin yanı sıra daha az şeker veya işlenmiş gıdaların kullanılması sayesinde sivilce ve aknelerde azalmaya yol açtığına dair küçük çaplı çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

Ketojenik diyet uygulandığında, bütün vücut enerji kaynağını değiştirir ve neredeyse yalnızca yağ kullanarak çalışmaya başlar. İnsülin seviyesi  düşer ve yağ yakımı büyük oranda artar. Vücudun, yakım için yağ hücrelerine ulaşması kolaylaşır. Bu durum, özellikle kilo vermek için mükemmel bir fırsattır. Ketojenik diyetlerin daha az gözle görülür faydaları da bulunmaktadır; örneğin daha az acıkmak ya da vücuda istikrarlı bir enerji kaynağı sağlamak gibi.

Ketozis durumunda, beyne düzenli olarak keton yani enerji akışı olur. Ketojenik diyetlerde ayrıca, kan şekerindeki büyük oynamalar da ortadan kalkar. Bu da genellikle odaklanma becerisi ve konsantrasyonda artışla sonuçlanır. Pek çok kişinin ketojenik beslenmesinin temel sebebi, ketozisin bu etkisidir.

Ketojenik diyetler vücudunuzun yağ depolarında üretilen enerjiye sınırsız erişim sağladığından, fiziksel dayanıklılığınızı büyük oranda arttırır. Vücudun, glikojen formundaki karbonhidrat deposu egzersiz sırasında yalnızca birkaç saat kadar dayanırken, yağ depolarınız haftalarca hatta aylarca dayanabilir.

Ketojenik diyetin yan etkileri nelerdir?

Ketojenik diyet tamamen faydalı, ya da bütünüyle doğal bir yöntem değildir. Öncelikle bir tıbbi sorunun tedavisi için ortaya çıkarılmıştır ve birçok tedavi yöntemi gibi çeşitli yan etkileri mevcuttur. Her ne kadar normal şartlarda sağlıklı bireyler için güvenli olsa da, metabolizmayı değiştirmesi nedeniyle vücutta önemli değişikliklere yol açabilir ve bundan dolayı bir takım tıbbi sorunlara neden olabilir. 

Açlık tablosunun geliştirildiği ketojenik diyetleri uygulayan kişilerde vücut kendini açlığa adapte edebilmek adına metabolizma hızını yavaşlatma eğilimi gösterir. Bu da diyet sonunda yavaşlamış bir metabolizma hızı ve buna bağlı olarak diyetin bırakılmasını takiben verilen kiloların tümüyle geri alınması şeklinde sonuçlara neden olabilir.

Çok büyük bir kısmı yağlardan oluşan ketojenik beslenme programında lifli besinler yok denilecek kadar azdır. Bu durum kabızlık başta olmak üzere birçok bağırsak problemini beraberinde getirir.

Yüksek yağlı beslenme, yağlardan enerji elde edilmesine bağlı olarak kanda dolaşan serbest yağ asitlerinin miktarının artması ve yetersiz posa alımına bağlı olarak kolesterol ve diğer kan lipitlerinde artış görülür. Bu durum kalp ve damar hastalıkları açısından oldukça büyük risk oluşturur.

Ketojenik diyetler karaciğer üzerinde ağır bir yük oluşturur. Bu nedenle bu diyetler kesinlikle uzun süre devam ettirilmemeli ve karaciğerinde herhangi bir hastalık bulunan kişiler ketojenik diyet uygulamamalıdır. Diyete başlanmadan önce karaciğer enzimlerinin normal sınırlarda olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Ketozisin yan etkilerini azaltmak için ilk seçeneğiniz karbonhidrat alımını günden güne yavaş yavaş azaltmak olabilir.

Ketojenik diyette neler yenir?

Ketojenik diyetin menüsünde hayvansal besinlerde genellikle sınırlama yapılmaz ancak özellikle karbonhidrat kaynağı olan bitkisel besinlerde sınırlama yapılır.

Diyet içeriğinde belirlenen protein hakkı yumurta, kırmızı ve beyaz et veya balıktan karşılanabilir. Örnek protein olması ve dengeli yapısı nedeniyle yumurtanın ketojenik diyetlerde mutlaka tercih edilmesinde yarar vardır. Diyette ekmek ve tahıllar ile unlu mamuller gibi temel karbonhidratlar kesinlikle yer almaz. Karbonhidratlar için verilen kısıtlı miktar sebzeler, yağlı tohumlar ve yoğurt gibi süt ürünleri ile zaten fazlasıyla karşılanmış olur. Kalan kısım yağ kaynakları olan krema, kaymak, mayonez, zeytinyağı, tereyağı ve fındık, fıstık, badem, ceviz gibi yağlı tohumlardan karşılanır.

Ana öğünlerde krema, mayonez ve zeytinyağı kullanılarak hazırlanan soslar ile lezzetlendirilmiş salataların yanında et, tavuk, balık gibi protein kaynakları tercih edilebilir.

Düşük karbonhidrat ve nişastalı sebzeler kullanılmaya özen gösterilmelidir. İlk olarak yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir.

Meyveler yüksek şeker içeriğine sahip oldukları için sınırlı ve çok az miktarda tüketilmelidir. Şeker oranı daha düşük meyveler tercih edilmelidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize yazın!.
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?